29 Mart 2013 Cuma

Bowie

"İyi de, yaşam da bu değil mi zaten?"


Bowie'nin yeni albümü çıkalı oldu biraz da ben ancak keşfimi tamamlamak üzereyim. Bir Bowie'ye zamanında hayran olmamı sağlayan şarkı bir de yenisinden gideyim dedim. 


26 Mart 2013 Salı

This Night / Black Lab

Bildiğim ne varsa sinemadan öğrendim, diyor Audrey, cıvıklık değil, sadece ismini söyleyince daha güzel duruyor meşhur bütünü. Geriye dönüp ileriye bakan geniş zamanlı şarkılar çalarken anlamlanacak basit bir cümle belki, bazen vasat aslında en iyisi. Hani sinema salonunda en iyi yer diye düşünülüp hep en arkadan alınır ya biletler, aslında perdeyi değil tüm salonu en iyi gören yerdir orası, ve ışıklar kapanıp perde salonu aydınlatmaya başladığı anda ortaya çıkan o manzara, o bir an her şeyi anlatır. Kimsin, neden oradasın, nereye gideceksin; her şeyin anlamını verir, kendi kendine sorulan-sorulmayan her şeyin cevabı artık insanın elindedir de yine de düşünülür: sanki kimsenin sormadığı cevaplar değersiz görünür. Oysa kağıt üzerinde yaşıyor insanlar, orada görünmeyen her şey kafa yormaya değerdir. Yeter ki hastalığınız çoğunluğun kesinliği olmasın, ten bir şekilde çeker zaten, sonra dayanılamasa da. 


16 Mart 2013 Cumartesi

Her cümle bir süre sonra aynı anlama geliyor, eğer doğurdukları tepki hiç değişmiyorsa. Okumalar dahi fazlasıyla bencilleşiyor zaman içinde, Apollinaire belki bir yaşamı özetliyor o kadar satırla, oysa ben sadece görüyorum: ne de yalnızsın Paris'te! Her pratiğin işleyişi rahatsızlık verici, ve seçenekler aslında hiçbir zaman orada değiller, arzular ve gerekenler var sadece, geri kalan her şey onlarla belirleniyor. Hiçbirisi olmadığındaysa beklenen kayboluş gelmiyor her toprağın üzerinde, betonların arasında; belirsiz bir zaman önce koptuktan sonra çalışma masasının çekmecesinde bekleyen düğmeler, karşı olunan her ihtimali bilmediklerinden mi duruyorlar orada?





8 Mart 2013 Cuma

Henüz yazılıyormuş gibi olan bir öyküden bir parça. Kamera arkası bazen de kalem arkasıdır

"(...) Yaşamı, geçerken uğranılan bir yerde sandalyenin ucuna oturmak gibi görüyordu, ama bu her an kalkıp gidecek olma hissi, geçiciliğin heyecanından çok, ortopedik rahatsızlıklar ve beyhude beklentiler anlamına geliyordu(...)"

"İnsanların sık sık kapıldıkları bir yanılgıdır, şarkıların kendileri için ve tanıdıkları üzerine olduğu. Oysa her şarkı, aslında, gidebilme cesaretini bulamamaktır. Tıpkı filmler gibi."




3 Mart 2013 Pazar

Six Feet Under / "What Kind of a Life is That!"

Bazı şeyler hiç gitmiyor; zamanınkini biliyorduk da sanırım zamansızlığın da bir ruhu var. Az önce Sia'nın birkaç şarkısını dinleyince Six Feet Under'ı izlemeden daha önceden beri dinliyor olduğum Breath Me ve dolayısıyla dizi tekrar geldi aklıma, artık nasıl bir yer edindiyse. Normalde gün içerisinde çeşitli durumlarda yine dönüp dönüp bir sürü sahnesini hatırlamama rağmen, bazen o anımsayışlar daha ağır oluyor. Cevabım olan soruları hiç duymuyorum, belki de her şeyin nedeni budur. 

Bu sahneyi izlediğimi çok net hatırlıyorum, her zamanki gibi sabaha karşı odamda geçirdiğim zamanımın en keyifli anlarından birini yaşatmıştı bana, bir anda öylesine gülmüştüm ki sesim fazla çıkmasın diye yastığa kapanmıştım. Sonra sanırım Ruth'la olağan kavgalarımızdan birini yaşadık.