24 Mart 2015 Salı

mut

mut. sözlüğün, kendisinden türeme kelimeyle tanımladığı bir isim, hal. mutlu ve mutsuz'un, kendisine atıf yapılmadan, kendisi üzerinde oynanılmadan açıklanamayan kökü. rahatsızlık buradan kaynaklı belki de; o veya bu şekilde yaşamların etrafında döndüğü bir hissin, gündelik kullanımda sıkça rastlanılan sözcüklerin kökünün kendi başına ifade ettiği bir anlam yok. hep bir memnuniyetsizlik hali olmasının nedenlerinden biri başka, yalnızca, insan doğası olabilir mi? kendi kendine pan yapan gözler, filtrenin arkasından daha iyi görmüyordur belki yaşamı, yalnızca bir başka benliğin kaygılarını -ne kadar zorlasa da kendisini- hissedemiyor oluşunun etkisidir tüm bunlar. mütemadi bir rahatsızlık hissi, tekrar tekrar dönülen melodiler. hani tanıdık insanlarla beraber bir yerde durursunuz, artık işgal edilen alandan ayrılmak ister ve doğru anı kollarken bir yandan bir iki kelimeyle gideceğinizi söylemek için ağzınız açık kalır diğer yandan da sürekli yürüme ve vücudu taşımaya hazırlanma eğiliminde bulunan ayaklarınızı kontrol etmekte zorlanırsınız ya, adeta öyle bir tedirginlik. 


8 Mart 2015 Pazar

john frusciante'yi dinlemeyeli, bloga yazmadığım süreden en az 3 kat daha fazla zaman olmuştur. dün spotify'da rastgele çalarken "yıldızladıklarımı" karşıma çıkınca bir dönüp frusciante zamanı yaptım kendime ve ne kadar özlemiş olduğumu fark ettim. uzun süre dinlenilmeyen bir şarkının tekrar dinlenildiği ilk anda, o en yoğun dinlenildiği zamana insanı döndürebilmesi ciddi anlamda hala şaşırdığım bir şey.


blog boştu, çünkü