19 Haziran 2016 Pazar

tamamen ortada olan şeyleri ifade etmek en zoru galiba: ya gereksiz bir giz yaratılıyor ya da dil en işlevsiz haliyle kullanılıyor. bu yüzden tanık olunan belli kişiler ya da olaylar ilgiyi cezbettiği sürece bırakılamıyor sanki bir kenara. çünkü herkesin sıradanlığından ayrıksı bir sıradanlık koyulmuş oluyor ortaya ve bu, anı raftan alıp günün içine bırakıyor. şunu sormak gerekiyor sanki sevme biçimlerinden hareketle: tam olarak kiminle ilgili bu? yani tikel takılma halinde var olan bir diğeriyle mi yoksa bu hallerin genelindeki kalıpta beliren benlik ile mi? buradan bakınca tam bir chet baker şarkısı yani. o kadar klasik, o kadar bilinen, ve o kadar etkileyici: sertliğinin tüm pofudukluğuyla. ama bunu ne kadar ve nasıl kabul edersen et diğer yanda garbage'ın yenileri daha uyumlu bir gerçeklik sunuyor: hastalıklı bir takılma hali, üstelik o büyük masala da o gelgeç ilişkilere de meyletmeyen. "boşum, çünkü tek konuştuğum" diyor ya mesela mealen, özsel bir yokluğa dair söylediğiyle bir anlamda yine baker'a çıkıyor aslında. ama sonuçta ikisi de sanki bir mod zamanın geçişine dair. varsa elinde bir kadehin ve henüz yeni yeni süzülüyorsa yudumlar, çalıyor farkında dahi olmadan baker saksafonunu o siyah beyaz sahne resimlerini anımsatırcasına bir başına. ve ilerlediysen biraz veya sadece dolambaç halden sıkıldıysan yüksek perdeden giren bunaltı shirley manson'ın vokalinde hissettiriyor kendisini. fakat hepsi bir şekilde sınırlı bir zamana yayılırken travis'in hüzün farkındalığı yüksek melodileri belirliyor sanki günü bir şekilde: tanrıya dua edecekken cennetin uzaklığına dalıyorsun* çünkü her seferinde. 

silik imajlarla uyanıp da tam az önce gerçekleşmiş olması mümkün olmayan şeyler üzerinden gerçeklik yanılgısına düşmek gibi sanki biraz; sersemlik aynı, imajlar ve onlardaki tahayyül payı denk ve her şey aynı saçmanın içerisinde. buradan bir kabulün çıkamayacak olduğu, çünkü tüm bu sayıklama halinin tikel karşı çıkışlardan ileri geldiğini fark etmek pulp'ın devreye girmesi için yeterli sanırım: "öylesine bir çeşit yaşam isterken, köşeleri budanmış."



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder