13 Haziran 2016 Pazartesi

uçurtma*

önceki dilimden elektronik altyapısı yadigar kalmış buhranlı '90'lar melodileriyle yarışıyor '70'lerin içkin neşeli olanları. anlık düşüş çıkışlar, birkaç kelime etrafında durmadan dönen telaş... bir baktığında zifiri karanlık, kalıyorsun öylece, nefes zorlanıyor; sadece bir müddet sonraysa gündoğumu gibi bir hava karşılıyor ve kıpırdanmaya başlıyorsun. sanki yeni bir şeyler gelecekmiş gibi umuda kapılıyorsun, ama uzun sürmüyor zihinde kurulan tahayyülün kendini bırakması olduğu gibi: tıpkı 70'lerin çekilişi sahneden. güreli diyor ya, hepsinin biçimi bir değildir, olamaz diye. işte o an fark ediyorsun; kimi sadece zihinsel bir uğraş, işte o zaman pek hırpalamıyorsun kendini, bir bakmışsın yıllar sonra şaşırabileceğin birkaç satır çıkmış. bir de başkası var; o zaman üzerinde düşünülen sözcüklerin yeri değişiyor ve ortada yazılacak olan kalmıyor. kalıyorsun olabildiğine banal; bir nefes, bir yudum. sonrası yok.

*mehmet güreli'nin uçurtması fazla acımasız. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder